Televizyon ve radyoda yayınlanması yasak olan yasa dışı bahis, kumar ve dolandırıcılık reklamları, dijital dünyanın denetim boşluklarından yararlanarak her gün milyonlarca kullanıcıya ulaşmaya devam ediyor. Özellikle yapay zekâ teknolojileriyle hazırlanan sahte görüntü ve seslerin kullanıldığı reklamlar, arama motorları ve sanal medya platformları üzerinden hızla yayılırken hem vatandaşların maddi ve kişisel güvenliğini tehdit ediyor hem de suç ve istismar ağlarının gelir elde etmesine zemin hazırlıyor. Dijital platformların kullanıcıların ilgi ve etkileşimlerini merkeze alan algoritmaları ise korku, öfke, şaşkınlık ve merak uyandıran içeriklerin daha fazla görünürlük kazanmasına neden olabiliyor. Bu sistem yalnızca zararlı içeriklerin yayılmasını kolaylaştırmakla kalmıyor; yasal faaliyet gösteren şirketlerin reklamlarının dahi markaların bilgisi dışında suç, şiddet, dolandırıcılık veya yasa dışı bahis içeriklerinin yanında gösterilmesi riskini beraberinde getiriyor. Küresel reklam harcamalarının 1 trilyon dolar seviyesini aştığı ve bütçelerin büyük bölümünün dijital mecralara yöneldiği bir dönemde, dijital reklam ekosistemindeki denetim eksikliği yeniden tartışmaya açılırken uzmanlar televizyon ve radyoda uygulanan kuralların sosyal medya ve diğer dijital platformlarda da etkin biçimde uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun.
Televizyon ve radyoda yayınlanmasına izin verilmeyen yasa dışı bahis, kumar ve dolandırıcılık içerikli reklamlar dijital platformlarda kullanıcıların karşısına her gün birçok farklı şekilde çıkabiliyor.
Yapay zekâyla üretilen sahte ses ve görüntülerle hazırlanan reklamların arama motorları ve sanal medya üzerinden milyonlarca kişiye ulaşabilmesi, vatandaşın güvenliğini tehdit ederken suç ve istismar ağlarına da finansal kaynak oluşturuyor. Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, "Yapılacak işlem açık: Nasıl televizyonu, radyoları denetliyorsak aynı şekilde dijital mecraları da denetleyeceğiz. Ama dijital mecrada serbest, televizyonda olunca suç. Bu bir çifte standarttır" çağrısında bulundu.
Dijital platformlarda etkileşim uğruna kurgulanan şok edici, korkutucu ve tartışmalı içerikler toplum için bir tehdit niteliğine ulaşırken, reklamverenler ve markalar için de yeni bir sorun olarak öne çıkıyor. Reklam harcamalarının 1 trilyon dolar seviyesini aştığı ve bunun yaklaşık dörtte üçünün dijital mecralara aktığı bir düzende reklamverenin haberi ve onayı olmadan şirketlerin bütçeleri zararlı içeriklerin oluşturduğu dijital trafiğe etki ediyor.
Sanal medya platformlarında kullanıcıların karşısına her gün milyonlarca içerik çıkıyor. Ancak bu içeriklerin tamamı aynı görünürlüğe sahip değil. Algoritmalar, kullanıcıların geçmiş davranışlarını, izleme sürelerini, beğenilerini, yorumlarını ve paylaşımlarını dikkate alarak kişiselleştirilmiş akışlar oluşturuyor.
Tam da bu noktada tartışmanın en kritik unsurlarından biri devreye giriyor: Etkileşim!
Öfke, korku, şaşkınlık, merak veya şok yaratan içerikler kullanıcıların dikkatini daha uzun süre çekebiliyor. Kullanıcı bir içeriğe tıkladığında, yorum yaptığında, paylaştığında veya videoyu sonuna kadar izlediğinde sistem bunu bir ilgi sinyali olarak değerlendirebiliyor. Böylece masum görünen tek bir tıklama, daha geniş bir dağıtım mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.
Bir suç veya şiddet içeriği yüksek etkileşim aldığında daha fazla kişiye ulaşıyor. Daha fazla kullanıcı platformda kalıyor. Kullanıcı sayısı ve geçirilen süre arttıkça reklam gösterimleri de artıyor. Dijital reklam ekonomisinin merkezindeki tehlike de tam olarak burada ortaya çıkıyor: İçerik ne kadar fazla ilgi çekerse platform o kadar fazla ekonomik değer elde ediyor.
Bir marka dijital reklam kampanyası oluştururken, reklamın internette karşılaşacağı her içeriği tek tek seçmesi mümkün değil. Bu nedenle tamamen yasal bir markanın reklamı; dolandırıcılık iddiası içeren bir paylaşımın, şiddet görüntüsünün, suç örgütü propagandasının veya kullanıcıları istismara açık hale getiren başka bir içeriğin çevresinde görünebiliyor.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık AHaber ekranlarında yaptığı değerlendirmede konuya ve sisteme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Ali Murat Kırık, "Dijital hayatın bir gerçeği, ancak hayatın bir gerçeği olması demek ben para veriyorum ben aboneyim istediğim her şeyi izlerim. Her şey uygundur deme lüksünü ortaya koymamış oluyor. Son dönemlerde sanal ağlara verilen reklam sayısında artış yaşandı. Burada kontrol,denetim yok." Örnek vermek gerekirse; Bir televizyona yasadışı bahis - kumar reklamı veremezsiniz." dedi.
Ama buralarda her şeyin verildiğini görüyoruz. Burada yapay zeka ile oluşturulmuş sahte sesler, görüntüler, içerikler reklam haline getirilebiliyor. Hem sanal medya mecralarına hem arama motoruna bunların reklam verildiğini görüyorsunuz. Devlet destekli yatırım garantisi diyerek bunu Google'a reklam veriyorlar.
Bunu denetimli bir televizyona verebilmeniz mümkün değil, ama sanal medyada, dijital platformlarda böyle bir durum söz konusu değil. Böyle böyle dolandırıcılık, suç, istismar fonlanmış oluyor. Bu bir milli güvenlik sorunudur.
Yapılacak işlem açık: Nasıl televizyonu, radyoları denetliyorsak aynı şekilde dijital mecraları da denetleyeceğiz. Ama dijital mecrada serbest, televizyonda olunca suç. Bu bir çifte standartı oluşturmaktadır.